Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Sapanca'da yaptığı konuşmasında, "Yorulan kenara gelsin dinlensin, kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin." sözleri, sıradan bir motivasyon cümlesi olarak okunmamalı. Bu ifade, aynı zamanda teşkilatlara verilen açık bir çalışma talimatının özeti niteliğindeydi.
Nitekim bu mesajın ardından, AK Parti Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş tarafından milletvekillerine iletildiği belirtilen yeni çalışma programı da bu anlayışın sahadaki somut karşılığı olarak değerlendiriliyor.
Peki bu çalışma programı ne söylüyor?
Milletvekillerinden her ay ilçe, mahalle ve köy ziyaretleri yapmaları isteniyor. Vatandaşın kapısı çalınacak, esnafın hali hatırı sorulacak, sivil toplum kuruluşlarıyla düzenli temas kurulacak. Şehit aileleri ve gaziler ziyaret edilecek, teşkilatlara yıllarca emek vermiş isimlerle bağlar güçlendirilecek. Hatta partiden ayrılan üyelerle yeniden iletişim kurulması da programın dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor. Yapılan tüm çalışmalar ise kamuoyuyla paylaşılacak.
Aslında bu yaklaşım, AK Parti açısından yeni bir siyaset modeli değil.
Parti, kurulduğu günden bu yana en büyük gücünü sahadan aldı. Vatandaşla kurduğu doğrudan temas, teşkilatların sürekli hareket halinde olması ve sorunları yerinde dinleyen siyaset anlayışı, uzun yıllar başarı hikâyesinin temel taşlarından biri oldu.
Ancak son dönemde bu saha temposunun eski canlılığını zaman zaman kaybettiğine yönelik değerlendirmeler de kamuoyunda sıkça dile getiriliyordu. Hazırlanan yeni çalışma programı ise tam da bu noktada, eksilen dinamizmi yeniden kazandırmayı hedefleyen önemli bir hamle olarak öne çıkıyor.
Programın en dikkat çekici yönlerinden biri ise partiden ayrılmış isimlerle yeniden temas kurulmasına özel önem verilmesi.
Siyasette yeni isimler kazanmak elbette değerlidir. Ancak en az bunun kadar önemli olan, geçmişte aynı davaya omuz vermiş insanlarla kurulan bağı koruyabilmektir. Eğer o bağ zayıflamışsa yeniden güçlendirmek, kırgınlıkları gidermek ve yılların tecrübesini yeniden teşkilatın hizmetine sunmak, kurumsal hafızayı diri tutmanın en sağlıklı yollarından biridir.
Çünkü güçlü teşkilatlar sadece yeni katılımlarla değil, birikimlerini koruyabilen yapılarla ayakta kalır. Dışarıya açılmanın yolu da önce içeride sağlam bir birlik ve güven iklimi oluşturmaktan geçer.
Bugün ihtiyaç duyulan şey yalnızca yeni üyeler kazanmak değildir. Aynı zamanda mevcut kadroların motivasyonunu yüksek tutmak, yıllarca emek vermiş insanların değerini korumak ve teşkilatları hedef alan itibarsızlaştırma girişimlerine karşı ortak bir duruş sergilemektir.
Unutulmamalıdır ki siyasette başarı yalnızca seçim meydanlarında kazanılmaz. Asıl başarı; seçimden seçime değil, her zaman vatandaşın kapısını çalan, derdini dinleyen, gönlüne dokunan ve güven tazeleyen bir anlayışla inşa edilir.
Bu yönüyle yeni çalışma programı, sadece bir saha planı değil; AK Parti'nin kuruluş ruhunu yeniden canlandırmayı amaçlayan önemli bir irade beyanı olarak okunmalıdır.
Temennimiz odur ki bu yoğun saha mesaisi, teşkilatların dinamizmini artırırken vatandaşla kurulan gönül köprülerini de daha sağlam hale getirsin. Çünkü siyasetin en kalıcı sermayesi, milletle kurulan samimi bağdır.







