Sakarya uzun yıllardır ilk kez bu kadar ağır bir susuzluk tehdidiyle karşı karşıya. Meteoroloji verileri, mevsim normallerinin çok altındaki yağışları gösterirken, göller ve barajlar alarm veriyor. Kuraklık artık kapıda değil; çoktan içeri girmiş durumda.
Ve bu tablo karşısında en büyük yükü taşıyanlardan biri, şehrin nefesi olan Sapanca Gölü.
Sapanca Gölü Sessizce Geri Çekiliyor
Sapanca, yıllarca Sakarya’nın can damarı, doğal sigortası oldu. Ancak bugün hiç olmadığı kadar geri çekilmiş durumda. Yazın bittiği günlerde “Ekim’de yağar, Kasım’da toparlar, Aralık kurtarır” diye umut ettik. Bekledik ama olmadı. Yağan yağmur da toprağa işlemeyen, barajları doldurmayan, gölü ayağa kaldıramayan kısa sağanaklardan öteye geçemedi.
Uzun süredir devam eden bilinçsiz su tüketimi, gölü besleyen dereler üzerine kurulan özel su şirketlerinin etkisi ve küresel iklim değişikliğinin getirdiği yağış azlığı ve su yönetimiyle ilgili geç kalmış yatırımlar, Sapanca Gölü'nü sessiz bir felakete sürüklüyor.
Eskiden dört mevsim boyunca canlılığını koruyan göl çevresi, artık yaz aylarında erken çekilmeye başlayan suyla birlikte bambaşka bir manzaraya büründü. Kuruyan kıyılar, çatlayan topraklar, gerileyen su seviyesi… Tüm bunlar giderek artan bir endişeyi beraberinde getiriyor.
Üstelik mesele sadece doğal koşullar değil; yıllardır tartışma konusu olan TÜPRAŞ’ın ve bazı özel su şirketlerinin gölden çektiği yüksek miktardaki su, göl üzerindeki baskıyı artırmaya devam ediyor. Gölü besleyen dere yataklarının üzerine kurulmuş sanayi ve özel dolum tesisleri, doğal döngüyü bozuyor; göle ulaşması gereken su daha kaynağında kesiliyor.
Bu tablo karşısında artık kimsenin “Sadece yağmur az yağdı” deme lüksü kalmadı.
Kocaeli Uyarıyor: Sıra Bize Geliyor
Kocaeli’deki Yuvacık Barajı kritik eşiği geçti. Kullanılabilir su tükendiğinde pompalarla çekilecek dip suyu kente yalnızca 15–20 gün kazandıracak. Sonrası düzenli kesinti.
Bugün Kocaeli’nin yaşadığı, yarın bizim kapımızda olabilir.
Bu Yük Sadece Belediyenin Sırtında Değil
Yıllardır yapılan yatırımlar, yenilenen hatlar, açılan kuyular, düşürülen kayıp-kaçak oranları elbette değerli; ancak ortada teknik adımlarla çözülebilecek bir sorun kalmadı. Çünkü kriz artık yapısal.
Suyu yönetmek belediyenin görevi olabilir, fakat suyu korumak tüm şehrin sorumluluğudur.
Tasarruf bir tercih değil; mecburiyet.
Bilinçli kullanım bir iyi niyet değil; hayatta kalma şartı.
Başkan Yusuf Alemdar’ın Su Projeleri
Böylesine kritik bir dönemde Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, TV 264’te katıldığı programda önemli açıklamalarda bulundu.
Ballıkaya Barajı 8. Ayda Su Vermeye Başlayacak
Alemdar, Ballıkaya Barajı’nda kamulaştırmanın tamamlandığını, projenin hızla sürdüğünü belirterek:
“8. ayda Ballıkaya Hızırilyas’tan suyu şehre akıtmaya başlayacağız.”
dedi.
Barajın gecikmesine yönelik eleştirileri ise yolların tamamlanmamasıyla açıkladı.
Çamdağı Barajı: Heyelan Etütleri Devam Ediyor
Çamdağı Barajı için zemin çalışmalarının büyük bölümünün tamamlandığını, ancak bazı bölgelerde heyelan riski nedeniyle ek etüt yapıldığını açıkladı. Proje 2026 yatırım programında.
Keremali Kaynakları İçin Yeni Adım
Keremali bölgesindeki doğal kaynakların boşa akmaması için çalışma başlatıldığını, Hendek–Akyazı hattında da alternatif su temini için hazırlık yapıldığını söyledi.
Sakarya Nehri Değerlendiriliyor
Alemdar, Sakarya Nehri’nin içme suyu olarak şu an kullanılamayacağını, metal yoğunluğunun yüksek olduğunu belirterek:
“Tarımsal kullanımda bile dikkatli olunmalı.”
dedi.
Ancak Bakanlıkla birlikte nehrin baştan sona tarandığını, ağır metallerin tespiti ve temizliği için kapsamlı bir çalışma yürütüldüğünü ekledi.
Temizlenmesi halinde nehrin bile alternatif kaynağa dönüşebileceğini söyledi.
Gerçek Çok Net
Yatırımlar sürüyor, projeler ilerliyor, raporlar hazırlanıyor… Fakat tüm bunlara rağmen Sapanca’nın sessizce geri çekilen kıyısına baktığınızda gerçeği görüyorsunuz:
Son Söz: Zaman Daralıyor
Sapanca Gölü’nün kıyısına gidin ve suyun geri çekildiği o çizgiye dikkatlice bakın.
Orada sadece eksilen suyu değil, yaklaşan tehlikeyi göreceksiniz.
Bugün aldığımız önlemler yarının içilebilir suyun geleceğini belirleyecek.
Ya suyun değerini geç olmadan anlayacağız…
Ya da bir sabah musluğu açtığımızda karşımıza çıkan sessizlikle yüzleşeceğiz.
Vakit daralıyor.
Geri sayım başladı...









