Geçtiğimiz günlerde Sakarya Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği uzmanları, Marmara Denizi altında artan gerilmenin Sakarya dahil bölge illeri için ciddi bir tehlike oluşturduğunu açıkladı.
Marmara Ereğlisi açıklarında meydana gelen 5.0 büyüklüğündeki deprem, yalnızca deniz bölgesini değil, Sakarya’yı da doğrudan etkiledi. Uzmanlar, depremin Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun kuzey kolu üzerinde ve Ana Marmara Fayı yakınında gerçekleştiğini belirterek, Marmara Denizi altındaki gerilimin kritik düzeyde arttığını dikkat çekti.
Bilim insanlarının uyarıları çok net. Ana Marmara Fayı’nın doğu kesimi 1766 İstanbul depreminden bu yana kırılmadı. Yani, böylesi uzun süreli sessizlik, olası büyük bir depremin riskini daha da yükseltiyor.
2019 ve 2025 yıllarında Silivri açıklarında meydana gelen depremler, Marmara Denizi altındaki gerilimi artırmış durumda ve bu durum Sakarya için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Depremin büyüklüğü ve dış merkez uzaklığı göz önüne alındığında, yerel zemin koşulları riskin boyutunu daha da artırıyor.
Bu tablo karşısında, afet öncesi hazırlık ve farkındalık büyük önem taşıyor. Tarih bize ders niteliğinde. 1912 Mürefte-Şarköy depreminde Adapazarı’nda yaşanan yıkımlar, olası bir Marmara Depremi’nin Sakarya’daki etkilerinin neler olabileceğini düşünmemize olanak sağlıyor.

Bir diğer acı ders ise 1999 Marmara Depremi. Marmara’yı sarsan o büyük deprem, ilimizde binlerce evin yıkılmasına, binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. O gün yaşananlar, sadece bir felaket değil, aynı zamanda bize verilen çok acı bir ders oldu.
Depremle birlikte kaybolan hayatlar, geride kalan aileler ve harabeye dönen şehir, insanın ne kadar savunmasız olabileceğini gözler önüne serdi. Binlerce vatandaşımızın evsiz kaldığı, çaresizce yardım beklediğimiz o günler, hafızalardan silinmesi mümkün olmayan anılarla doluydu. Bugün halen o depremin izlerini taşıyanlarımız var.
Ama bu acı sadece geçmişin hatırlatması olmamalı. 1999 depreminden aldığımız ders, geleceğe dönük önlemlerimizi almak zorunda olduğumuzdur. Deprem yönetmeliklerine uymak, sağlam yapıların yapılmasını sağlamak, afet bilincini toplumun her kesimine taşımak, her birimizin sorumluluğudur.
İşte tam da bu noktada, kentsel dönüşümün önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirmeyi planladığı kentsel dönüşüm projesi, sadece modern yaşam alanları oluşturmayı değil, aynı zamanda şehrin deprem riskine karşı dayanıklılığını artırmayı da hedefliyor.
Şu anda proje öncesi süreçte vatandaşlarla görüşmeler yapılıyor, fikirler alınıyor ve ihtiyaçlar belirleniyor. Bu aşama çok önemli, çünkü kentsel dönüşüm sadece binaların yenilenmesi değil, aynı zamanda insanların yaşam kalitesinin yükselmesi anlamına geliyor.
Güçlendirilmiş yapılar, sağlam altyapılar ve güvenli yaşam alanları, olası felaketlerde can kaybını ve maddi zararları en aza indirmenin en etkili yollarından biri. Bunun yanı sıra yeni yapılacak alanlarla birlikte parklar, yeşil alanlar, sosyal donatılar ve ulaşım imkanları da şehrin daha yaşanabilir bir hale gelmesine katkı sağlayacak.
Bizler de bu sürece destek olmalı, görüşlerimizi paylaşarak kentsel dönüşümün daha sağlıklı ve herkesin faydasına olacak şekilde ilerlemesine katkı sağlamalıyız. Unutmayalım ki, güvenli ve modern yaşam alanlarının oluşması sadece bugünü değil, gelecek nesillerin yaşamını da doğrudan etkiliyor. Her destek, hem bireysel hem de toplumsal güvenliğe yapılan değerli bir yatırımdır.
Deprem bir doğa gerçeği; önlem almak ise insan aklının ve sorumluluğunun gereği. Sakarya olarak bizler, hem bilinçli olmalı hem de kentsel dönüşüm gibi somut adımlarla geleceğe hazırlıklı olmalıyız.
Unutmamalıyız ki, felaketleri önlemenin yolu, geçmişten ders almak ve bugün gereken önlemleri almaktan geçiyor.











