14 Ağustos 2001… Türk siyasi tarihinde bir dönüm noktası. Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kurulan AK Parti, “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyerek yola çıktı. O gün söylenen bu cümle, aslında önümüzdeki yılların Türkiye’sinin şifrelerini taşıyordu. Milletin umudu, kararlılığı ve değişim talebi bu hareketin ruhunu oluşturdu.
O günlerde siyasi ve ekonomik istikrarsızlık, darbelerin gölgesi, insan hakları ihlalleri ve çözülemeyen kronik sorunlar ülkemizi adeta zincire vurmuştu. “Hasta adam” denilen Türkiye, kendi ayakları üzerinde durmakta zorlanıyordu. İşte o atmosferde Erdoğan ve yol arkadaşları, milletin desteğini arkasına alarak “Güçlü Türkiye” idealini hayata geçirmek için yola çıktı.
Bu 24 yıl, kolay geçmedi. İçeride ve dışarıda nice engeller, zorlu mücadeleler, krizler yaşandı. Ama bir gerçek var ki; bugün Türkiye artık eskisi gibi değil. Ekonomide, savunma sanayinde, sağlıkta, ulaştırmada, enerjide, dış politikada ve sosyal alanlarda büyük dönüşümler gerçekleşti. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, gecesini gündüzüne katarak, yılmadan, yorulmadan çalıştı. Milletine hizmeti en yüce görev bildi.

Köşe yazarlığına başladığım yıllarda Erdoğan’ı ilk kez Ankara’da Sakarya özelinde düzenlenen bir basın toplantısında yakından tanıma fırsatım olmuştu. O günlerde henüz milletvekili değildi. Ama konuşmasındaki kararlılık, vizyon ve değişim vurgusu, gelecekte Türkiye’yi nerelere taşıyacağının habercisiydi. Sonrasında Siirt’te yapılan ara seçimle milletvekili oldu ve bu yolculuk daha da hız kazandı.

İkinci karşılaşmamız ise Kanal 54 stüdyolarında oldu. 1999 yılında gerçekleştirdiğimiz 45 dakikalık programda Türkiye için ideallerinden, hedeflerinden bahsetmişti. Yanında Aziz Duran ve Cemal Kamacı gibi isimler de vardı. O günkü ifadeleri, bugün geldiğimiz noktayı adeta yıllar öncesinden tarif ediyordu.
Erdoğan liderliğinde AK Parti, Türkiye’yi bölgesinde söz sahibi, küresel ölçekte saygın ve güçlü bir ülke haline getirdi. Savunma sanayinde yerlilik oranı arttı, sağlıkta şehir hastaneleri ve modern hizmet anlayışı hayata geçti, ulaşımda köprüler, tüneller, hızlı tren hatlarıyla ülke adeta baştan sona yenilendi. Enerji alanında atılan adımlar, Türkiye’yi kendi kaynaklarını kullanabilen bir ülke haline getirdi. Dış politikada ise söz söyleyen, masada güçlü duran bir Türkiye ortaya çıktı.
24 yıl önce başlayan bu hikaye, milletin iradesiyle yazıldı. Erdoğan, bu sürecin mimarı olarak, milletin güvenini boşa çıkarmadı. Bugün Türkiye, geçmişte “hasta adam” diye anılan halinden çok uzakta; özgüveni yüksek, hedefleri büyük, bölgesinde lider bir ülke konumunda.
Evet, dile kolay… 24 yıl boyunca süren zorlu mücadeleler, bitmeyen mesailer, sayısız krizlere karşı verilen mücadeleler… Ama hepsinin sonunda ortaya çıkan tablo; güçlü, güvenilir, kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye oldu.

Ve şunu belirtmeliyim ki, bu hikaye bitmedi. Önümüzde hala aşılacak yollar, ulaşılacak hedefler var. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, milletimizin desteği, inancı ve kararlılığı sürdükçe Türkiye’nin yolu daha da aydınlık olacaktır. Çünkü bu hikaye, AK Parti’nin, Recep Tayyip Erdoğan’ın ve milletin ortak başarısıdır.









