Türkiye, uzun yıllardır terörle mücadele sahasında sadece güvenlik güçlerinin değil, aynı zamanda milletin ortak vicdanının da mücadelesini veriyor. Bugün geldiğimiz noktada, artık “terörsüz Türkiye” hedefinin sadece bir temenni değil, somut bir devlet politikası haline geldiğini görmek, hepimiz için büyük bir umut kaynağı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in yaptığı açıklamalar, bu umudun devlet iradesine dönüşen kararlı ifadesidir. Çelik’in vurguladığı gibi, PKK’nın silah bırakmaya devam etmesi ve Türkiye’den çekilme sürecine dair yeni adımlar atılması, ülkemizin onlarca yılını çalan terör defterinin kapanmasına giden yolun açık göstergeleridir.
Meclis’in farklı partilerden oluşan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun desteği, bu hedefin milli irade temelli olduğunun altını çiziyor. Türkiye, bu kez terörü bitirme kararlılığını sadece devlet politikası olarak değil, toplumun ortak talebi olarak hayata geçiriyor.
Elbette ki süreç kolay değil. Bölgemizde yaşanan karmaşalar, Türkiye’yi hedef alan provokasyonlar ve dış kaynaklı sabotaj girişimleri sürüyor.
Ancak Türkiye artık, bu oyunların farkında olan, olgun bir devlet aklıyla hareket eden bir ülke.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin liderliğindeki Cumhur İttifakı'nın güçlü iradesiyle yürütülen bu süreç, sadece ülkemiz için değil, bölgemizin barışına da katkı sağlayacak, tarihi bir dönüşüm anlamına gelmektedir.
Unutulmamalıdır ki, "Terörsüz Türkiye" demek, aynı zamanda "Güçlü Türkiye" demektir. Terör yükünden kurtulmuş bir devlet, enerjisini ve kaynaklarını savunma harcamalarından alıp, kalkınmaya, üretime, bilimsel gelişmeye ve en kıymetli varlığımız olan gençliğin geleceğine aktarabilir.
“Terörsüz Türkiye” hedefine doğru emin ve kararlı adımlarla ilerleniyor.
Bize düşen, bu ortak iradeye sahip çıkmak ve hep birlikte geleceğe umutla bakmaktır.









