Sakarya’nın en büyük sorunu nedir diye sorsam, eminim çoğunuz aynı cevabı verirsiniz:
Deprem riski ve kentsel dönüşüm.
Haklısınız...
Bu şehir, 17 Ağustos 1999’da yaşadığı yıkımla depremin ne demek olduğunu en acı şekilde öğrendi. Binlerce canımızı, hayallerimizi, geleceğimizi enkaz altında bıraktık.
Aradan 25 yıl geçti...
Sakarya, o karanlık gecenin ardından toparlanmak için çok çaba sarf etti. Camili ve Karaman’da TOKİ’nin sağlam zeminlere inşa ettiği konutlar, doğru bir adımdı. Bugün bu yapılar, birçok aileye güvenli bir yaşam sunuyor. Ancak şehir merkezinde “hasarsız” diye nitelenen birçok bina hâlâ ayakta. O binalar, aslında en yorgun olanlar. Beton yaşlandı, yapı teknolojisi değişti, risk katlandı. Buna rağmen biz hala o binalarda yaşamaya devam ediyoruz.
Sakarya, aktif fay hatları üzerinde. Olası bir depremde bu yapıların ne hale geleceğini tahmin etmek zor değil. Hele ki İstanbul’da beklenen büyük depremin her geçen gün yaklaştığını düşünürsek, zamanımız daralıyor. Artık günü kurtarmak değil, geleceği güvence altına almak zorundayız.
Kentsel dönüşüm, işte tam bu noktada devreye giriyor.
Büyükşehir Belediyesi bu konuda önemli bir adım attı.
Şimdi sıra bizde.
Kentsel dönüşüm, sadece eski binaları yıkıp yenilerini yapmak değil elbet. Afetlere dayanıklı, sosyal alanlarla desteklenmiş, ulaşımı kolay, sürdürülebilir yaşam alanları oluşturmak demek. Şehir merkezinde hala riskli yapılar ve düzensiz yerleşim alanları var.
Bu tabloyu değiştirmek elimizde.
Devlet, belediyeler, STK’lar ve vatandaşlar olarak birlikte hareket etmeliyiz. Dönüşüm, vatandaşın rızasıyla ve kimseyi mağdur etmeden, adil bir şekilde gerçekleşmeli. Ama unutmayalım: Beklemek, ertelemek, görmezden gelmek bize çok ağır bedeller ödetebilir.
Çünkü deprem değil, ihmal öldürür.
Binaları yıkan sarsıntı değil, dayanıksızlıktır.
Sakarya’nın geleceği, hep birlikte alacağımız kararlarda.
Ya yeni bir başlangıç yapacağız ya da ihmallerle yeni acılar ekleyeceğiz
Tercih bizim, ama zaman daralıyor.
Çocuklarımızın güvenli bir şehirde yaşamasını istiyorsak, şimdi harekete geçmeliyiz.
Yeni acılar yaşamamak için, karar zamanı geldi.










